Başlık, benim geçen haftamın özeti aslında, fazla söze ne hacet.
Buraya her geldiğimde huzur buluyorum. Balkonumuz İstanbul'da ki evimize göre hayli büyük, ferah ve muhteşem bir manzaraya sahip. Karşımızda Ada ve Kartal sahilleri, marmara denizi, plajımız ve tüm bu manzaraya karşı kahvaltı keyfi. Kahvaltı her halükarda en sevdiğim öğündür, bu manzaraya karşı keyifli bir sohbetle yendiğinde keyfine doyum olmuyor.
Pazartesi akşamı İstanbul'a döndük Beril'le. Kızım artık alıştı toplu taşıma vasıtalarıyla seyahat etmeye. Yazlık evden çıkıp minibüse biniyoruz, deniz otobüsü ile ver elini Bostancı ve eve kadar taksi. Dönüşte de yani Cuma günleri, kışlık evden çıkıp Kartal minibüsü ile deniz otobüsüne gidiş ve sonrasında yazlık eve kadar minibüs.
Bu hafta içinde tur bitiminde Beril'i annemden alıp Beşiktaş'tan Üsküdar'a motorla geçtik ve sonra minibüse bindik. Aman Allahım hiç susmadı, bir saniye bile. Ters ters bakan yaşlı bir adam olmasaydı sürekli uyarmak zorunda kalmazdım "kızım daha sessiz, kızım noolur sus"
Bazı insanlar gülüyorlar onun konuşmalarına, bazıları da yeter artık çok konuştu şu velet gibisinden bakıyorlar. Halbuki öyle sevimli şeyler söylüyor ki.
Hafta içinde Beril'i anneme bırakıp çarşamba ve perşembe günleri gemi turlarına çıktım. Çarşamba günü Kapalıçarşı'da, daha önce Aslı'nın bana verdiği bir adrese uğradım. Eğinli Süleyman. Dükkanı Kapalıçarşı'da Örücüler caddesinin yine Örücüler kapısının yanındaki 1 numaralı dükkan, Eğin tekstil . Ne mi satar Süleyman bey? Kesinlikle abartmıyorum, dünyanın en iyi peştemallerini satar. Hem Koca'ya hem de kendime aldım bu peştemallerden. Biraz fiyatlı ama değer çünkü en iyi su çeken havludan daha bile iyi su çekiyor. Gerisini siz düşünün artık. Ha bu arada sohbeti çok keyifli, kayınpederim gibi Eğin'li ( neredeyse akraba çıkacaktık:))) ) bir İstanbul beyefendisi, tam 140 senelik aile dükkanında Truva filminin kostümleri dahil daha bir çok Holly.wood filmine kumaş vermiş bir isim. Bence alışveriş yapmasanız bile bir uğrayın derim.
Perşembe günü tur çıkışında bu sene çalışmaya başladığım bir acentadan para almaya gittim ama muhasebeci çocuk Çır.ağan otelinde bir organizasyondaymış," oraya gel abla" dedi. Zaten ben de Beril'i annemden Beşiktaş'ta alacaktım "tamam geliyorum " dedim. Saray kısmında bir sıkı güvenlik, iyi ki kokartımı (rehberlik kartım, brövem, o olmadan bu işi yapmam mümkün değil yoksa kaçak çalışmış oluyorsun ki bu yasakkkkkk ) takmışım yoksa mümkün değil giremezdim. Neyse içeri girince ne göreyim!!! Gloria Estefan prova yapıyor sarayın bahçesinde. Allahtan daha ne isterim. O ne ses, kadın neredeyse 50 yaşına gelmiş, fizik desen aynı, güzellik, ses hiç bozulmamış. Küçücük bir kadın ama çok büyük bir ses. Gazete de okumuştum burada olduğunu hatta irmikli dondurmaya bayıldığını, ( ben daha tatmadım yaaa) meğerse S.ony firmasının özel davetlisi olarak, tüm ülkelerden gelen sanırım S.ony'nin üst düzey yetkilileri için yapılmış organizasyonda konser verecekmiş o akşam. Bende ki de ne şans. Biraz dinledim sonra da paramı alıp gerisin geri çıktım üzülerek ama kızıma kavuşacağımı bilmenin ve paramı almanın mutluluğuyla.
Dünden beri yine yazlıktayız. Koca içeride uyuyor, Beril Dora seyrediyor, ben de yazıyorum, yazıyorummm...

Recent Comments