Tatilim geldi hey hey hey....
Beril'i neredeyse hiç göremedim. Kızım evinde bir ayda toplamda 5 gün geçirmiştir herhalde. Ya anneannede ya babaannede kalıyordu o sıralar. Geçenlerde bana "Anne babaannede bir kalayım noolur" diye yalvarıyordu ( bir gece demek bu). O kadar bezmiş ki.. Halbuki babaannesinde kalmaya da bayılır çünkü en hoş tutulduğu ev orası. Arada yaptığım turların anlatmaya değecek tarafı yok. Az paraya çok iş sömürü usulü yapılan işlerdi iki tanesi. Ama sustum şimdilik, bundan sonrasında kabul etmek konusunda daha bir düşüneceğim, öyle hemen atlamayacağım işin üstüne. Ağır rehber abla olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Son yaptığım turun en güzel tarafı Beril'in de turuma katılmasıydı. Turun son günüydü ve sadece brunch'lı boğaz turu yapıp grubu havaalanına götürecektim. Koca'da uyumak isteyince pazar günü "hadi neden olmasın hem hafif tur hem de Beril ne zamandır istiyordu bir deneyelim bakalım" dedim. İlk ve son olacak bu tur macerası Beril belli bir yaşa gelene kadar. Sabah çok heyecanlıydı kızım. Saat 07:00'de benimle birlikte kalktı, giyindik ve taksiye atlayıp otelin yolunu tuttuk. Önce ona kahvaltı ettirdim. Benim turistler buna "bonjour " diyor ama bizimkinde bırakın bonjour'u günaydın bile yok. Ben de "ehe ehe kusura bakmayın kısmetse seneye fransızca öğrenecek o zaman konuşur inşallah" dedim ezik büzük. Sonra otobüse bindik Kabataş'a tekneye gidiyoruz. Ben programı anlatıyorum, biraz muhabbet ediyorum. Beril" Anne naapıyorsun, niye konuşuyorsun o elindekiyle, konuşmaaaaa" diye mızırdandı. Tekneye bindik, nefis bir hava, manzara. Tabii benim alışık olduğum bir manzara, ama kızım heyecanlı. Ben sarayları, yalıları, köprüleri, camiileri anlatıyorum bizimkinin sürekli çişi geliyor, karnı acıkıyor,susuyor. Hadiii mikrofonu kapat aşağı in çiş yaptır, yedir, içir, v.s. Allahtan grubum çok nazik ve anlayışlı, sevecen insanlardan oluşuyordu da hep gülümsediler halime!!! Sonuç olarak Beril'le iş çok zor ama denedik ve gördük aklımızda kalmadı. Tabii karnımdayken bu turlar daha sorunsuz ve keyifli oluyordu. Gerçi son aylarda turistler koca karnıma ve nefesssiz kalmış halime dehşet içinde bakıyorlardı!!! Dün Beril'in po.posuna gelen bukleli bebeklik saçlarını kestirdik. İçimiz cız ede ede. Neredeyse 3 yaş 9 aylık olan kızımın saçlarına kıyamamıştık bugüne kadar ama baktık bunun sonu yok, geceleri boynuna dolanıyor babasının tüm itirazlarına rağmen çocuk kuaföründen randevu alıp kestirdik o güzelim bukle bukle saçlarını. Kuaför kırk saat dil döktü, küçük hanım zar zor oturdu arabadan yapılmış koltuğuna. Kestirmem de kestirmem diye yalvardı. Ama kuaför abisi ona çizgi film koyup bir de eline oyuncaklar verince bizimki sakinleşti. Saçlarının bir kısmını zarf içinde bana verdiler hatıra olsun diye. Çok kestirmedik zaten bir karış kadar. Yani değişen bir şey yok aslında Saçları kesilince bir de fön çektiler kuzucuğuma aman bizimki bir memnunki anlatamam. Kendini pek bir büyümüş hissetti.Çıkınca bana" anne sen çok mu mutlu oldun saçımı kestirdin diye?" sordu yüzünde kocaman bir gülücükle.. Beril şimdi anneanne ve dedesiyle yazlıkta, hatta havuzda. Bu hafta da iki gün çalışıp cuma akşamı yanına gideceğiz karı koca. Nihayet hakettiğimz tatilimize kavuşuyoruz. Ohh beee... Artık kısmetse oradan havadisleri yazarım. Herkesin tatili bol olsun.
Son yazdığım post'tan beri değişen çok bir şey olmadı. Özetle tur, tur,tur,tur ve yine tur'dan ibaretti hayatım. Herkes çalışıyor biliyorum ama biz rehberler çalışırken herkesin iki ya da üç misli çalışıyoruz. Sabah 05:30 kalk ertesi sabaha karşı 03:00 gibi yat, tekrar ertesi sabah ve yine ertesi gün, gece aynı saatlerde yat, kalk.. biraz yorucu oluyor haliyle. Hele de yaş 40'a dayanmışken neredeyse.

Recent Comments